Yalnızlığın Sesi

Hoş sohbet

Www.Sohbetiyi.org için kalemi elimize alıp, ‘’ yalnızlığın sesi nasıl acaba ’’ diye yazmaya başlayalım. Sohbet odaları ve mobil chat sitemiz her gün yeni bir konu ile sizlerle buluşmaya devam ediyor.

Kimseye akıl ermez dediğimiz şu hayatta bazen yaptıklarımız ile anılırız. Ve güzel bir hikaye için kaleme vuralım biz de. Belki zamanı gelir de, bize değer vermeyenler az da olsa benim için uğraşmış derler belki de. Kim bilecek ki bu hayatın çekilmeyen başka neleri olduğunu?

Yanlış giden her şeyi doğru kılmak adına yaşar dururuz. Bazıları iklimi değiştirmek ister, çevre gönüllüsü falan olur. Kimisi vardır, uzayın derinliklerine keşif için yolculuk yapmayı kafasına koyar. Dedik ya, hayal etmenin sonu yok asla.

Tıp uzmanları, ölüme bile çare araya dursun, biz ne olacağız diye kendi kendimize sorular üretirken bile aslında ne kadar gerçekçiyiz? Ya da ne kadar yalana inanmışız, esas önemli olan da bu aslında.

Bazıları da öyle hayalcidir ki, gidenin geri gelmesini bekler durur yıllarca. Umutsuz bir vaka gibi çırpınır durur hasta yatağında ama ne doktor vardır bazen ne de bir tüp ilaç.

Çare bekler yüce inanç merkezinden adeta. Kimseler duymaz sesini. O amansız sessiz kalış, aslında bir türlü kabulleniştir yüce gerçeği.

Kimsenin sesinizi duymadığı anlarda bile sessiz bir çığlık olup, bağırmak istersiniz uçsuz bucaksız semalara.

Bazen de avazınız çıktığı kadar sessizlik kaplar her yanınızı. Bu sadece hasta olana mı haktır acaba? Değil işte..

Yalnızlığın Sesi Olmak

Yalnız bir insandan ne tarz sesler çıkar ya da yalnızlığın sesi çıkar mı? En sevdiğimiz insanları bile zamanla yanımızdan uzaklarda aramadık mı, belki de etrafımızdaki insanları sevemedik, aslında sevdiklerimiz onlar değildi belki de?

Yalnızlığın sesi olmak belki de insan psikolojisinin en önemli yanıdır.

Ruhsuz bir aşk ateşi ile yanan insan ne kadar sevebilir ki sevdalısını? Belki bu sahte sevgi gösterisi bile onu uzaklara itelemeye ve hasrete dem vurmaya yeter de artardı.

Mevzumuzdaki insan, hasta ve çaresiz  durumda birisi. Bakalım, ruh hali nelere yol açıyor?

İlerleyen hastalığının sonucunda, etrafı ile kopan bağlarını yeniden kurabilecek ve ölüme bu kadar yaklaşmışken gönül alabilecek mi? Hep beraber izleyelim sonucu.

Biçare Yalnızlık

Hasta yatağından yavaşça doğrulup bir bardak su istedi, yanındaki kişiden.

Onun kendisini böyle gördüğüne şahit oldukça belki de yıllarca ona veremediği sevgisi içini parçalıyordu ve bir an önce ölümü bile göze alacaktı artık.

Yavaşça, gelen su bardağını alıp önce suyu veren ele derin derin baktı ve gözlerini yerden kaldırmadan yavaş yudumlarla suyu içti.

İçi ferahlamıştı. Bardağı tekrar verince, gözleriyle teşekkür eder gibi başını hafif öne doğru salladı.

Suyu veren kişi, onun 15 yıllık eşi ve hayat arkadaşıydı. Şu an bakımını o üstlenmiş ve bu durumda bile onu bırakıp gitmemişti. 

Hayatının kalan son günlerini rahat geçirmesi için uğraşıyordu, kırıktı içi, kırgındı ona, hiç umursamazdı ve hayatında bir bardak su kadar değer bile vermemişti ki kendisine. Ama gene de eşiydi…

Son bir saygı edilir, diyordu kendi kendine.

Yıllarca ezdiği çocukları, annesi ve babası bile bir an olsun yanından ayrılmamışlardı ve ona olan sadakatlerinden asla taviz vermemişlerdi. Etrafındaki arkadaşları, ahbapları, sevenleri ve iş arkadaşları ona değer verirlerdi. O ne yapardı peki? İşte bütün mesele burada şimdi…

Kimseyi umursamaz ve yoluna bakardı. O lanet olası peşinden koştuğu kadın için hangi değerinden bir türlü vazgeçmemişti ki? Kimleri silip çıkarmamıştı ki hayatından?

Binlerce kilometre uzakta olan bir kadını özlemek bile ona hep iyi gelir gibiydi. Tüm değerlerini hiçe sayarken bile asla ödün vermemişti o sevdiğinden.

Çaresiz yalnızlık anlarında bile avunmuştu iki dokunuşundan, iki tebessümünden ve göz süzmelerinden.

Ona hep iyi gelmişti sevdiği kadın, çok iyi gelmişti hem de.

Başka oluyordu onunla olduğunda. Yalnızlığın sesi bile gelmiyordu kulaklarına.

Yalnızlığın Son Demleri

Şimdi neredeydi peki? Yoktu işte ve asla da olmayacaktı artık. Çünkü o da biliyordu bu imkansızlığı ve kavuşamayacağını bile bile boşa kürek çekmenin ne kadar anlamsız olduğunu.

Yıllarını harcadığı kocaman hayatı olmuştu belki ama hiç mutlu olmamıştı, olamamıştı.

En eksik tarafı da bu idi ve bu eksikle ne kadar yaşasa anlamı olmayacaktı.

Daha fazla kalmanın manası yok diyerek, tüm bildiklerini kaybetmeye ve nefes almayı bile unutmaya karar verdi birden bire. Bu bir türlü intihar olmamalı dedi kendine.

Aslında yalnızlığın sesi gelmişti artık. Bunu yadırgamamalı ve uymalıydı bu içinden gelen yok ediliş fikrine.

Eşine son bir hamle ile uzandı ve elini tutarak bir kez daha teşekkür etti gözleriyle, hafif bir buğulanma oluştu göz bebeklerinin merkezinde ama belli etmedi.

Çünkü o kahrolası gururu, ona da izin vermemişti. Ağlayamıyordu bile, bırak ağlamayı, gözlerinin dolmasına bile kendi kendine izin vermiyordu.

Böyle bir sonu bekliyordu aslında.

Son Nefeste Yaşamak

Hafifçe geriye doğru çekilerek yastığa kafasını koydu ve sonsuz uykusunda rahat etmek üzere son dakikasına huzurla girmek istedi. Bu hayatta acı çektiği son saniyelerine başlamıştı artık. O’nsuz olmak, bu kadar mı yaşatmazdı..?

Eşi hava almak için balkona çıktığı anda tam fırsat bu diyerek sessizce yanındaki sehpanın üzerinde duran hava cihazına doğru uzandı ve düğmeye dokunarak kapattı.

Bitmiş ciğerlerine hava desteği sağlayan ve yaşam destek ünitesine benzer bir alet olan bu makine artık durmuştu. Son bir kez daha onu düşündü ve derin bir nefes bile alamadan gözlerini kapattı.

Son nefesini verdiği anda bile onu düşünüp, dudaklarına tatlı bir tebessüm yapışmıştı adeta.

Doğarken yumruğunu sıkarak geldiği bu hayattan, şimdi elleri açık gidiyordu. Olsun.

Belki de kimseyi mutlu edememişti, kimseyi memnun edememişti ama bir tek ona bakarken mutlu olabilmek bile yetmişti ona, şu anlamsız hayatında.

Öldüğünde bile onu göremeden ölmek, ona bakamadan ölmek, ona dokunamadan ölmek koymamıştı aslında.

Varlığını bilmek ve o ölmeden ölmek, ondan önce ölebilmeyi başarmak bile yetmişti aslında ona.

Asla sevdiği kadının ölümünü yaşamak ona yakışmazdı.

Vücudu yavaş yavaş soğurken, eşi üzerini örttü ve sonsuz uykusuna uğurladı. Ne olursa olsun ondan nefret etmemişti asla.

Yalnızlığın sesi olmuştu o artık

Www.Sohbetiyi.Org Sohbet Odaları ve Mobil chat

Yazan : SubaT

06.05.2018

Bir önceki yazımda « makalem ilgini çekebilir. Okumak istermisin ?
6 yorum
161 okuma
6 Mayıs, 2018
Liva
Liva

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin.


Yorumlar



Yorumlar (6 Yorum)

  • http://www.sohbetiyi.org sitesi yalnızlıklara da çare bulur.

  • Günaydın subat`im şiir sözleri gibi gönlü güzelim. Harika bir hikaye klavyene almışsın. Emeğine yüreğine sağlık. Sabah sabah beni ağlattı bilirsin böyle hikâyeleri hep ağlayarak okurum, ağlayarak yazarım. Belliki yasanmisligi yüksek senin için Allah kimseye yalnızlığı hissettirmesi dilerim…
    Senin o narin kalbin incilmesin asla…

  • harika bir yer arkadaslar yanlizgın ilacı olan bir yer http://www.sohbetiyi.org

  • Yalnizligin sesi hepimiz vaktimde olmadikmi?

  • cok güzel bir şiir ve cok güzel bir emek kokuyor emeginize yüreginize sağlık hep varız ve hep olacagınız ilgi ve alakadan dolayı cok teşekkür ederim

  • Yalnızlığın sesi olmak için bir araya geldik. Hatalar, ihanetler ve vicdan azaplarıyla örülü bir hayatın aksine masumiyetini korumuş,büyüleyici, unutulamayan yasaklı bile olsa belki bir aşk hikâyesi yasaya bilirsiniz bu sohbet iyi sohbet sitesinde. Sizde yalnızlığın sesi olmaya ne dersiniz?

Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?